1. Anasayfa
  2. Dizi
Trendlerdeki Yazı

Sadri Alışık 100. doğum gününde mezarı başında anıldı

100 yıl önce İstanbul’da dünyaya gelen ve ardından milyonların gönlünde taht kuran Sadri Alışık için düzenlenen anma törenine; oğlu Kerem Alışık, torunu Sadri Alışık, aile yakınları ve dostlarıyla birlikte birçok seveni katıldı.

Sadri Alışık 100. doğum gününde mezarı başında anıldı

Türk sinemasının efsane ismi, sahnenin ve beyazperdenin unutulmaz yüzü Sadri Alışık, doğum günü olan 5 Nisan’da, aramızdan ayrılışının 30. yılında Zincirlikuyu Mezarlığı’ndaki kabri başında anıldı. 100 yıl önce İstanbul’da dünyaya gelen ve ardından milyonların gönlünde taht kuran Sadri Alışık için düzenlenen anma törenine; oğlu Kerem Alışık, torunu Sadri Alışık, aile yakınları ve dostlarıyla birlikte birçok seveni katıldı.

KALBİMİZİN ORTASINA ÖBEK ÖBEK GÜLLER BIRAKTI

Anma sırasında Kerem Alışık, babasına duyduğu derin özlemi şu sözlerle ifade etti:

“Bugünden tam 100 yıl önce gözlerini İstanbul a açmış bir çocuktu o. Sinemanın, sahnenin, hayatın, kaldırımların kenarına biraz hüzün biraz kahkaha biraz efkar biraz neşe biraz mahzun bir gülüş sakladı hepimiz için. Aklımıza uğramadan yüreğimize giderdi. Başka bir dile çevrilmesi tercüme edilmesi çok zordu. Sesi selamı güzel, her haliyle nev-i şahsına özel bir adamdı. Gönlü İstanbul’du, gönlü boldu, ne kadar İstanbul varsa hepsinde kabuldü. İşte aradan yüzyıl geçti. Gözleri hala umutlu bir film karesinde gülüşü ülkemizin tüm sokaklarında. Şapkası her an her zaman başımızda. Kalbimizin tam ortasına öbek öbek güller bıraktı ve sonsuz bir yolculuğa çıktı sinemanın ve tiyatronun ebedi yolcusu. Kutlu olsun 100. doğum günü…”

200’ü aşkın film ve dizide rol alan Sadri Alışık, “Turist Ömer”, “Küçük Hanımefendi”, “Ah Güzel İstanbul”, “Şaka ile Karışık”, “Kartallar Yüksek Uçar”, “Çalıkuşu” gibi yapımlarla Türk sinemasının en özgün karakterlerinden biri olarak hafızalarda yer etti. Yaşasaydı bugün tam 100 yaşında olacaktı.

Anma töreninde SAKM Konservtauvar mezunu Şevval Diyartepe de bir mektup okudu:

Merhaba, bugün 100 yaşınıza girdiniz ve hepimiz bugün burada sizin için toplandık. Oğlunuz, torununuz, yakınlarınız ve hiç tanımadığınız öğrencileriniz her sene olduğu gibi yanınıza geldi. Bu benim üçüncü gelişim size ama bu sefer ben de konuşmak istedim. Size bir mektup yazmak, hem de 100. yaşınızı kutlamak istedim. Kerem hocama size bir mektup yazmak istediğimi söylediğimde çok mutlu oldu. Ufacık bir tüyo istediğimde de, sizden
bahsettiği her an olduğu gibi gözleri nemlendi ve kalbinden geçenleri anlat, o öyle sever dedi…Ben tam burslu olarak okuduğumuz, adınızı taşıyan konservatuarınızdan geçen sene mezun oldum. İki sene boyunca bir çok arkadaşımla, bir çok hayaller kurarak geldik derslere. Şimdi hepimiz mezunuz. Önümüzde kocaman bir yolculuk var. Hocalarımız bizi sektördeki her zorluğa karşı hazırladı ama artık tek başımızayız. Heyecanlıyız ama Kerem hocamızın da dediği gibi bazı yolları yalnız yürümek zorundayız. Hem bizim dünyamız sizinki kadar güzel de değil. Hızlı, kavgacı, sinirli, yapay zekalı ve iyilerin azaldığı bir dünya. Bu yüzden iyi ki bize sadece oyunculuk öğretmedi hocalarımız. Sizin al ışığınızı taşıyan bu okul bize iyi insan olmaktan da bahsetti. İlk senelerde ben zaten iyi biriyim deyip düşünmediğim bir şeydi bu aslına bakarsanız. Ancak zaman geçtikçe, iyi insan olmanın da bir erdem olduğunu öğrendim. ‘Hani siz diyorsunuz ya iyi insan olmanın da sevmenin de sermayesi bedava,
sevin ulan birbirinizi’… Basit gibi görünen bu sözleri gün geçtikçe çok daha iyi anlamaya başladım. Kerem hocam bize her dersinde ahlaklı, çalışkan, üretken, hayatta bir duruşu, bir şiiri, bir aşkı, bir meselesi olan bir oyuncu olmanın peşinden gitmemiz gerektiğini, yeteneğimizin bunlar olmadan hiçbir önemi olmayacağını anlattı. İyi ki de anlatmış. Okul hayatımın en önemli dersi buydu sanırım. Umarım uzun bir ömür sonrası bu dersten kalmadığımı söyleyen insanlar olur çevremde. Mektup fikri de ortaya çıkınca tekrar en sevdiğim filmlerinizi izledim. Sizinle ilgili anlamak istediğim bir şey vardı.

Chatgptye bile sordum sizi, o da sizden ölümsüz bir sanatçı diye bahsetti. Sonra annemle konuştum, annaneme sordum. Sadri Alışık dendiğinde yüzlerinde oluşan ifadeyi merak ettim. Neydi peki sizi ölümsüz yapan asıl şey? Kariyeriniz, oynadığınız karakterler, halkçı duruşunuz? Sonuçta dünyanın her yerindeki başka büyük oyunculardan da ölümsüz diye bahsediliyor. Ama siz onlardan ayıran birşey var. Bunu anlamak istedim. Sadri Alışık’ın sırrı ne? Mesela ananemin adınızı duyduğundaki gülümsemesi hiç değişmedi, ya da babamın çocuk yaşta Ofsayt Osman’ı sinemada izlediğini anlattığındaki heyecanı hala aynı. Etrafımdaki herkes sizin bir filminizden, bir cümlenizden hatta sözsüz bir bakışınızdan bile etkilenmiş. O anı kalbinin bir köşesinde saklamış. Neredeyse sizden yıllar sonra doğmuş olan bizler bile sesinizdeki yorgun ama hayatla baş etmeyi bilen, aşık olan, dalga geçen, ağlayan, arkadaşı için kavgaya giren adamı gördüğümüzde çok yakın bir akrabamızı görmüş
gibi oluyoruz. Sanırım sırrınız burada. Sanırım sizi ölümsüz yapan şey bu. Milyonlarca insanın çok sevdiği bir akrabası olmak, onların dudaklarının kenarında bir gülümseme olarak kalmak hatta bir fikre dönüşmek herkesin başarabileceği bir şey değil. Hakkınızda yazılan tezlerde çok yetenekli, hem komedi hem de dram oynayan büyük bir aktördü diye bahsediyorlar. Ama hemen arkasından halkçı adamdı, vatandaşını tanırdı, hiç kimse onun
gibi sokağın gerçekliğini beyazperdeye taşımadı diyerek de ekliyorlar. Ben, bizlerden önceki öğrencileriniz, bizden sonra gelecek olanlar Sadri Alışık’ın bir oyuncudan fazlası olduğunu biliyoruz. Bizler bir oyuncudan fazlası olmaya, yaşadığı toplumun sorunlarına kulak asmaya, sokak köpeklerine selam vermeye, gol olmasak da denemeye, iyi insan olmak için uğraşmaya, dünyada inanacak sağlam şeyler bulmaya, her sene sizi anmaya ve size minnettar olmaya devam edicez. Her şey için teşekkür ederiz.”

thumbnail
Önerilen Yazı
“Arka Sokaklar”, “Deha”, “Can Borcu” dizilerinin yeni bölüm yayını neden iptal edildi?

Birsen Altuntaş birincilikle girdiği Marmara Üniversitesi Gazetecilik Bölümü'nden 1997 yılında mezun oldu. Şimdiye kadar Milliyet, Güneş gazetelerinde ve Star TV'de Duymayan Kalmasın programında Magazin Müdürü olarak çalıştı. Son olarak bir televizyon kanalında "Magazin Haber Müdürü" olarak çalıştı.

Yazarın Profili
Paylaş
İlginizi Çekebilir

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir